Usta - Çırak İlişkisi

Daha önceden farketmemiştim... Yine de, her zaman içimde eksikliğini duyduğum birşey vardı... İş hayatımda, toplumsa hayatta, her yerde hissediyordum.

 

Usta - Çırak ilişkisi, hayatımızın her noktasında yaptığımız hataları en aza indirmeye odaklı bir kurum. Eksikliği ise, hayatımızın her kısmında kişisel veya toplumsal olarak da gelişmemiz açısından sorun yaratıyor. Bu ilişki daha ailede baba-oğul, anne-kız arasında başlayan ve bu şekilde toplumdaki pozisyonumuzu belirleyen bir araç. Bu aynı zamanda insanın kendine olan güvenini de geliştiriyor. Ben neyim? Neredeyim? gibi soruların daha sağlam ayaklar üzerinde durmasını sağlıyor. Hani şu Batılı'ların coaching diye tabir ettikleri faaliyetin genel hali belki de...

 

Mühendislik hayatımda, eksikliğinin ne kadar büyük problemlere yol açtığını çalıştığım yerde açıkça görüyorum. "Amerika'yı yeniden keşfetmek" deyiminin anlamını işe her yeni giren yeni mezun mühendis tekrar öğrenmek durumunda kalıyor. Bu durum her yerde böyle mi pek bilemiyorum; ama tanıdığım bazı insanlardan da ipuçları yakalıyorum.

 

Örneğin, İzcilik hayatımda lider-izci ilişkisi, izcinin topluluk içindeki ve bireysel gelişmini; ailede ebeveyn-evlat ilişkisi, manevi ve yine bireysel gelişmini ve öğretmen/öğrenci, usta/çırak ilişkisi ise okul ve iş hayatında insanın mesleki yaklaşımını/anlayışını şekillendiriyor.

 

Eskiden bu duruma çare olan çeşitli kurumlar varmış. İş hayatında loncalar, mahalledeki delikanlılar ile çocuklar, manevi hayatta dergah kültürü. Belki de, sosyal hayatımızdaki boşluğun, vazife bilincimizin yarım yamalak olmasının, yere atılan çöpün, tükürüğün bile nedeni belki de bu olabilir? Dr.İlber Ortaylı'nın Osmanlı Toplumunda Aile eserini daha detaylı olarak incelemek gerekli...

Yorum Yaz